KÜRTLERDE SEKS

 Konu başlığına bakanların tepkisini herkes tahmin eder. Konu yazarını aforoz edecek öfke olacağı gibi, alakasız bir başlık ve değerlendirme olarak görenler de olabilir.

Tepkilerin boyutunu konumuzun gerçekliğini çevreleyen şartlar olarak algılamalıyız. Sigmund Freud cinsel merkezli bir teorisini kuramlaştırırken de tepkiyle karşılaşmıştı. Biz bir teorik kurumlaşmanın peşinde değiliz. Sadece verili teorilerden yola çıkarak Kürtlerin cinsel yaşantısını analiz edeceğiz.

Süreç itibarıyla hassas bir dönemden geçtiğimiz gibi,  nispetçi bir kültüre sahip sömürgeci anlayışın da bizi nasıl değerlendireceğini dikkate almayacağız.

Bir halkın sosyal yaşantısındaki gerçekliği çözümlemeye çalışırken onun,  siyasal, sosyolojik ve yenisel mücadelesini de hesaba katacağız.

Biliyorum,   seksoloji Asya toplumlarında meşruluk kazanmamıştır. Hele Ortadoğu’da  ise seksologun adından söz etmek bile abestir.

Avrupa toplumu cinsel yaşantıyı seks olarak ifade etti. Seks sözcük olarak Freud ile kavramlaştı ve psikolojinin temel paradigması oldu.

Asya toplumları duygusal yapıları gereği cinsel yaşantının mantıklı sonuçlarını pek hesaplamazlar. Batı (Avrupa kültürü)ise,   cinselliği sağlık bilgisi kapsamında ele alarak daha ziyade mantıklı davrandı.

Dünyamızın son iki yüzyılında özellikle 20. yüzyılda beliren psikanalizle birlikte cinsel yaşantı sağlık kapsamında ciddiye alındı.

Batının anlayışı doğruydu ama Asya`ya tepki olarak,  aşka yer verilmedi.

20. yüzyılda dünyamızın cinsel yaşantısı bilimin doğrularıyla yaşandı. Yani egemen olan anlayış psikanalizin çerçevesiyle çizilmişti.

Asya aşktan ısrar ederken Avrupa kültürü mantıklı davranmaya çalışıyordu. Asya’nın aşklarında cinsel gerçekleşmeden ziyade idealize edilmiş platonik süreçlerin karışımı etkindi. Avrupa ise aşka tepki olarak cinsel gerçekleşmeyi öncelleyip `sağlıklı` davranıyordu.

Toplumların veya kültürlerin cinsel yaşantısı, siyasal, sosyal, ekonomik, bilim veya yeniselliklerle bağlantılıdır.

Bir toplumun cinsel gerçekliği o toplumun aynasıdır aslında.

Biz konumuzu irdelerken,  insandan –yeniye ve yeniden –insana doğru bir seyir izleyeceğiz.

Bütün güdüler evrime uğradığı gibi seks güdüsü de evrim geçirir. Toplumsal olgu olarak seks,  yeniliklere de uğrayabilir. Bu yenilik zaman zaman tek bir güdünün lehine olabileceği gibi bütün ruhsal süreçleri de kapsamına alabilir.

Cinselliğin tarihinde yenilenen evreleri irdelemek başlı başına bir konudur.

Biz tarihsel bütün doğruları güncel yeniliklerle ele alarak bir halkın cinsel yaşantısını irdeleyeceğiz. Kendi gerçekliğini netleştiren toplumlar bunalımların da üstesinden gelebilir.

Yorum Yaz